Monday, May 25, 2009
BOCA MAHALLESİ
Daha mahallenin girişinde bizi, neşeli bir yere geldiğinizi anlatan bir paravan karşılıyor, biz de, bizim külüstür taksileri hiç aratmayacak cinsten bir arabayla mahallenin merkezi sayılan nehir kenarındaki liman bölgesine ulaşıyoruz. Bu arada La Plata nehri fena halde bulanık ve kirli, güneşli havada bile ışıldamıyor, ama büyüklüğü gerçekten göz alıcı.Rivayet odur ki tango bu mahallede doğmuştur, gerçi buna Jorge Luis Borges yaptığı araştırmalar neticesinde karşı çıkar, evet genelevlerden doğduğu kesindir ama bunun Boca ya da başka bir yerde olabileceğine işaret eder. Zamanında 1880’lerde yoksulların, emekçilerin şiddet ve erotizm yüklü dansı olarak başlayan tango, başka birçok şey gibi daha 20-30 yıl geçmeden Paris salonlarının vazgeçilmezleri arasına girer. “Ağız” anlamına gelen Boca ise, İtalyan göçmenlerin zenginlik sevdası yerine yoksulluğu kucakladığı bir mahalle olagelmiş.Neyse biz lafı fazla uzatmayıp gördüklerimizle devam edelim, mahalle meydanında hemen sizi turistlere bir şeyler satmaya çalışan insanlar karşılıyor, onların arkalarında ise zamanında yoksulların yokluklarının abidesi olmuş, dış cephesi saçlarla kaplı ama rengarenk olan evler sıralanıyor. Bu arada evler bu rengarenk oluşunu zamanında gemilerin boyanma işleminden artan boyalara borçlu. Artan boyalar kullanılarak bu evler boyanmış ve sonuçta karşımızdaki tablo elde edilmiş.Tabii ki tango mahallenin vazgeçilmezleri arasında, eğer yalnız bir erkekseniz hiç şansınız yok! Tango kıyafeti giymiş bir kadın kucağınıza zıplayabilir, tango dansçısı erkekler daha mütevazı onlar kadın müşterilerin kendilerini seçmesini beklemekle yetiniyor, bütün bunlar ne için mi, tabii ki onlarla bir fotoğraf çekilmeniz ve bunun karşılığı onlara ödeme yapmanız için. Benim gibi eşiniz ya da sevgilinizle geziyorsanız sonra mesele sahibi olmamak için en iyisi siz poz için paravanları kullanın, dansçı kadınlardan/erkeklerden uzak durun. Bu arada kadınlar yırtmaçlı dar elbiseler giyerken, erkekler koyu renkli-çizgili takım elbise giyiyorlar ve saçları genelde inek yalamış kıvamda, rahatlıkla cincin taraflarının delikanlılarıyla karıştırılacak simada şahıslar. Dans esnasında ise ciddi ve vakurlar.Haftaya Boca’ya medarı iftiharları takımları Boca Juniors’la devam edeceğim...İSRAİL’İN KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE KUTLAMA VE PROTESTOGeçen pazar gezerken tesadüfen Mayıs Meydanı’na çıkan caddelerden birinde İsrail’in kuruluş yıldönümü kutlamalarına denk geldik. Kutlamalarını büyük bando eşliğinde yapıyorlardı. Benim için dikkat çekici olan İsrail elçiliğinden falan öte dağıtılan broşürde doğrudan siyonist bir organizasyonun (OSM) imzasının olmasıydı. Bu arada alanda tutucu Yahudilerden eser yoktu, çünkü burada dinsel kıyafetleriyle rahatlıkla sokakta görebiliyorsunuz onları. Akşam televizyonlardan öğrendik ki, biz ayrıldıktan bir süre sonra Devrimci Eylem Cephesi (FAR) üyesi 20 kadar genç bu etkinliği protesto etmek için İsrail=soykırım yazılı bir pankart açmaya çalışıyor, bunun üzerine kalabalıktan onlara saldıranlar oluyor, olayların neticesinde sol gruptan 2 kişi tutuklandı.Burada gazete ve televizyonlarda haftanın olayı buydu, çünkü, bir taraftan Yahudilerin nüfus içerisindeki ağırlığından (yüzde 5 diye tahmin ediliyor) bir yandan da İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın yanında yer alan Arjantin, aynı zamanda köklü olan anti-semitik geleneğinin günahlarını affettirmek için Almanya benzeri Yahudiler konusunda hassas davranıyorlar. Tabii basın Türkiye’de olduğu gibi bu olayı abarttı ve aynı zamanda çarpıttı. O 20 kişi anında provakatör ve saldırgan ilan edildi, üzerlerinden bir tabanca ve muhtelif dövüş sanatı silahlarının çıktığı söylendi, ne dediklerine bakılmadı, olay anında magazinel bir içeriğe dönüştürüldü. Çünkü mesajı kimse duymak istemiyordu. Her şeye rağmen bu eylem başarılıydı, dünyanın başka bir coğrafyasında da olsa şiddet ekenlerin burada ya da başka bir yerde karşılığını görebileceğini gösterdi.
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment