Macaristanda sınırlı bir zaman geçirmeme rağmen izlenimlerimi aktarmadan geçmek istemedim. Öncelikle belki merakınızı celbeder kendilerinin Türk soylu olarak nitelenmesine daha cok gülüp geçiyorlar (oysa kahramanlar meydanı diye anılan yerde Macaristan’ın kurucu kabilelerini temsil eden liderler sanki Tarkan çizgiromanından fırlamış gibi) onlar daha cok Osmanlıyı hatırlıyorlar, ama onuda yağmacılık, çocuk kaçırma, tecavüz gibi vakalarla, ama bizimle pek tarihsel bir husumetleri yok. Daha cok Avusturya ve Romanya’yla alıp veremedikleri var denilebilir.
Son yıllarda bu alıp verememe arabaların arka taraflarında büyük Macaristan çıkartmalarıyla kendini gösteriyor (bu büyük Macaristan efsanesi biraz Turan, biraz da bizim yeni Osmanlıcılar’ın zamanında neymişiz hesabına benzetilebilir) bir taraftanda millici olmanın alâmeti farikasi olarak çeşitli evleri Macar bayrakları süslüyor. Her ne kadar AB üyesi olsalar da içine düştükleri ekonomik krizde AB’nin yardım elini uzatmayı reddetmesi bu milliyetçi gelişmeleri tırmandırıyor.
Milliyetçiliğin gelişmesinin parelelinde, sokaklarda cesitli faşist örgütlenmelerin gösterisine rastlayabiliyorsunuz ve bunlar polise karşı şiddet kullanmaktan da imtina etmiyorlar. Şimdilik bu gösteriler karşısında bir yaptırım yok, ama geçenlerde Yahudilere yönelik soykırım anması öncesinde Budapeştede faşistler, Yahudilere yönelik katliam diye bir şeyin olmadiği söyleyerek gösteri yaptılar. Bunun üzerine zorla kurulan hükümet, bir karşı yasa çıkarmaya hazırlanıyor.
Daha da vahimi son yıllarda Macaristan nüfusunun yüzde 10’u oluşturan Romanlara karsi girişilen saldırılar. Çeşitli faşist gruplar önce molotof atarak daha çok ev kundaklama eylemlerini başlatırken, son aylar içerisinde ise olay doğrudan öldürmeye kadar gitti. En son işledikleri cinayetlerden biri mesela, önce bir baba ile oğulun öldüğü eve molotof atıyorlar, sonra baba-oğul kaçmaya çalışırken onlari av tüfekleriyle öldürüyorlar.
Macar toplumu bu olan biten karşısında sessiz, neredeyse hiç tatlı hatıralarıı olmayan bu toplumun demokratik gelenegi sanki 1956’da ölmüş. Gulaş Sosyalizminden geriye hiçbir şey kalmamış mı, evet var, mesela doğum yapan kadınlar 3 yıl evde çocuğuyla kalabiliyor, 3 yıl sonra işlerine devam edebiliyor, doktorlardan alınan uyduruk raporlar karşılığında çalışanlar çalışmayabiliyor (en son Budapeşte’de bir belediye başkanı ayağını incittiği gerekçesiyle 7 aydır raporlu, çalışmıyor) cumaları yarım gün çalışılıyor, bu ekonomik krizden öncede böyleymiş. Bu arada “sosyalist” ülkeler değişirken kıyıma uğrayan heykellere burada kıyılmamış, bir kısmı yerinde duruyor, coğunluğu ise bir parka toplanmış sergileniyor. Bir de geçenlerde bisikletliler bisikletleriyle, anne babalar da cocuk arabalarıyla büyük bir gösteri düzenlediler, yaşanabilir daha güzel bir Budapeşte için.
Asıl meselemize geri dönecek olursak, Macaristan’da şu anda bir azınlık hükümeti var, kimse dünyanın en kötü ekonomilerinden biri sayılan ülkede hükümet olmak istemedi. Sosyalist Parti istifa eden başbakanlarının boşluğunu yeni ve genç bir hükümetle doldurdu, ama bir dahaki seçimi kazanamayacakları çok açık. Macarlar ağlanacak durumlarıyla alay etmesini iyi beceriyorlar, yeni başbakan, maaş istememiş, yıllık 1 Forint yeter demiş, halkta bunun kaçta kaçını vergi olarak ödeceğini konusuyor.
Milliyetçiliğin her ülkede tarihsel kökenleri olmakla birlikte özellikle Avrupa’da yükselen türü biraz da neo-liberal ekonomik politikalarin gölgesinde ve teşvikiyle gelişiyor. Son krizle birlikte bazı AB ülkelerinin özellikle Almanya ve Fransa’nın anında kendi ulusal çıkarlarının peşine düşmeleri bunun hâlâ devlet politikası olmaktan çıkmadığını da gösteriyor. Avrupa ülkelerinde yaşayan insanların, barışçıl gelecek gibi bir dertleri varsa, her ne kadar İkinci Dünya Savaşı’nın etkisiyle neo-faşist hareketlere karşı alerjik ve tedbirliyseler de, kaybedecek bir şeyi olmayan giderek yoksullaşan kitlelerin faşist hareketlere katılması ve sempati duymasının nasıl önüne geçebileceklerini düşünmek zorunda oldukları açıktır.
Neyse lafımızı biraz da güzel şeylerle bağlamaya çalışalım, kazara yolu Macaristan’a düşecekler icin, Budapeşte özellikle görülmeye değer bir şehir, kaplıcaları, balık çorbası, geyik eti, kaz ciğeri ve şaraplar, mutlaka denenmeli.
Saturday, May 9, 2009
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
1 comment:
Hi Aykan,
It's good to see your lines too, even if I don't understand a word... :) Hope you're all well.
Gyongyi
Post a Comment